BEBEK BESLENMESİNDE DEMİRİN ÖNEMİ
Beslenme yaşamın her döneminde önemlidir. Büyümenin en hızlı olduğu evrelerden bebeklik döneminde beslenme ayrı bir önem taşımaktadır. Doğumdan 2 yaşın sonuna kadar devam eden dönem çocuklarda büyüme gelişmenin en hızlı olduğu, yaşama sağlıklı başlangıç için en kritik dönemdir.

Bebeklerin sağlıklı gelişimi genetik özellikleri yanında beslenme, temiz çevre, sosyal etkileşimler gibi dış etmenlere de bağlıdır. Fizik ve nöromotor gelişimin sağlanması ve enfeksiyonlara karşı vücudun direnci üzerinde beslenmenin önemli etkileri vardır. Yanlış beslenme sonucunda kansızlık, raşitzm, kabızlık, obezite, hiperkolesterolomi, damar sertliği, kanser ve şeker hastalığı, diş hastalıkları başta olmak üzere pek çok sağlık sorunu ile karşı karşıya kalınır.

Değişen yaşam koşulları, farklı sosyo-ekonomik ve kültürel yapı beslenme alışkanlığında ve ortalama beslenme biçiminde değişikliklere sebep olmuştur. Sosyal ve ekonomik gelişimin önemli göstergelerinden birisi çocukların beslenme durumudur. Bebeklik ve çocukluk dönemi yapılan beslenme hataları öncelikle çocuğun fiziksel ya da zihinsel gelişimini etkileyebileceği gibi, uzun süreli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına da yol açabilir.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, düşük gelir düzeylerine sahip bireylerde Fe, İyot, Vit A,Çinko, Vit D, eksikliği görülme olasılığı çok yüksektir. Demir, Çinko ve Vit A eksikliklerinin tüm dünyada çocuk ölümlerinin 2/3ünün altta yatan nedeni olduğu bildirilmektedir.

Demir eksikliği anemisi ülkemizde 0-6yaş grubunun yaklaşık yarısında, okul çağı çocuklarının ise %30unda görülmektedir. Demir eksikliği organ ve hücrelerde Ya da moleküler düzeyde görülebilir. Demir oksijen taşınması, depolanması, hücre büyümesi, çoğalmasında yaşam için vazgeçilmez bir elementtir. Toplam vücut demiri 3-4 gramdır. Hemen tamamı alyuvarlarda hemoglabin içinde bulunur, karaciğer en önemli demir deposudur. Diyetteki demirin %10u emilir. Bu nedenle günlük diyette 8-10gr demir alınması gerekir.

Yenidoğan ve 3aylık süt çocuğu dönemi en hızlı kitlesel büyüme dönemi olmasından dolayı demir gereksiniminin en çok olduğu çağdır.

Yenidoğan bebek dünyaya yanlızca 250mg demirle geliyor. Bu miktar onun ancak ilk 6ay gereksinimlerini karşılayabiliyor ve bundan sonra dışarıdan demir alınmazsa demir eksikliği anemisi başlıyor. Özellikle bitkisel kaynaklı besinlerin demir içerikleri 6-24aylık dönemde bebeğin gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Hayvansal kökenli besinlerde, bitkisel besinlerdekine göre daha çok demir bulunmaktadır ve daha yüksek oranda emilmektedir. Bazı bebeklerde hayvansal besinlerin diyete eklenmesi yeterli olmakla birlikte, pahalı olması nedeniyle gelişmekte olan ülkeler için pratik bir çözüm değildir. Bu nedenle bebeklere 6aydan itibaren demir takviyesine başlanması gerekmektedir.

Prematüreler, düşük doğum ağırlıklı bebekler, anne sütü ile beslenemeyenler,6aydan uzun süre tek başına anne sütü alanlar, bir yaşından önce inek sütü ile beslenenler, demir içeriği düşük yiyeceklerle beslenenler, sık enfeksiyon geçiren bebekler demir eksikliği anemisi için risk oluştururlar. 4-6ay sürecinden başlayarak demir desteği gerekmektedir. Bir yaş altı demir desteği verilmesinin gelişimsel ve davranışsal yararları gösterilmiştir. Tek başına anne sütü yaşamın ilk altı ayından sonra tüm besin öğesi gereksinimlerini karşılayamaz. Kırmızı et ya da yumurta hergün ya da olabildiğince sık diyette olmalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü demir eksikliğinin önlenmesi için 2 yaş altında 12,5mg/gün demir alımını önermektedir. Demir diyette Fe+2 (hem demiri) ve Fe+3 (hem olmayan) olarak bulunur. Fe+2'nin emilimi daha fazladır.

Emilimi en yüksek olan Fe+2kaynağı karaciğer, koyun ve sığır etidir. Tavuk ve balıkta bu oran azdır. Baklagillerdeki demir içeriği tahıllardan fazladır. Bitkisel besinlerde hem olmayan Fe vardır. Süt ve yumurtanın içinde Fe+3 vardır ve ancak %4-15'i emilir. Anne sütü demir içeriği düşüktür ancak bu demirin emilimi %50dir.Hem olmayan Fe kaynağı ıspanak, pekmez, semizotu, kuru üzüm, börülce, havuç, patates, kuru baklagil, yumurta yüksek demir içerikli yiyeceklerdir. Kepekli un, kepekli ekmek pişirmeyle hem demirinde değişiklik olmazken, hem olmayan demir %70-80 kaybolur. Çay, kahve, kakao, yoğurt, süt, peynir, yüksek posalı yiyecekler demir emilimini azaltırlar.

Bebeğin hızla büyüdüğü bu dönem de demir eksikliği olursa bağışıklık sisteminin normal olarak çalışamaması ve buna bağlı enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık, sindirim sisteminde aksamalar, deri ve mukozalarda bozulmalar görülüyor. Bunlara ek olarak tartı alışı boy uzaması olumsuz etkileniyor ve büyüme geriliği meydana geliyor. Daha da önemlisi beynin doğumdan sonraki ilk iki yaşta gelişimi çok hızlı. Beynin gelişimi için yeterli demir alınması zorunludur. Yeterli alınmadığında ise zihinsel, motor ve davranışsal yetersizlikler meydana geliyor. Beyinle ilgili fonksiyon bozuklukları iki grupta toplanıyor. Birinci grupta davranış kusurları (aşırı ağlama, uykusuzluk, huzursuzluk, uyumsuzluk, iştahsızlık, anneye aşırı düşkünlük) yer alıyor. Bunlar geçici bulgular ve demir tedavisi ile düzeliyor. Ancak ikinci grupta yer alan bilişsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesinden doğan bulgular ise kalıcı olabiliyor.

Klinik olarak bu çocuklar iştahsızlık, halsizlik, solukluluk, algıda güçlük, dikkat bozukluğu, dil gelişim sorunları ile karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca demir eksikliği olan çocuk garip şeylere karşı bir iştah duyar (toprak yeme, kum yeme, buz yeme gibi)