0–12 AYLıK BEBEğİN BESLENMESİ
Sağlam çocuk takibindeki amaç çocuğunuzun bedensel ve zihinsel olarak gelebileceği en üst noktayı yakalamaktır. Yenidoğan döneminden itibaren düzenli aşılama, yaşına uygun beslenme ve vitamin ihtiyacının karşılanması, hastalıkların erken tanı ve tedavisi günümüzde tüm çocuk hekimlerinin ve bilinçli ailelerin üzerinde durduğu en temel noktalardır.

Bütün bu önemli parametreler arasında aileler için çocuklarının düzenli ve yeterli beslenmesinin çok dikkatle ele alınması gerekmektedir. Sağlık hizmeti verirken tüm hekimlerin benimsediği standartlar vardır. Çocuk beslenmesinde de hekimlerin ve ailelerin benimsediği belirli standartlar olmalıdır. Geleneklere göre yapılan pek çok beslenme hatası bu şekilde önlenmiş olabilir. Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Akademisi, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ilk 6 ayda her bebeğin mutlaka tek başına anne sütü ile beslenmesini önermektedir. Çok nadiren anne sütü ile beslenmenin sağlanamadığı durumda inek sütü ile beslemek yerine anne sütüne yaklaştırılmış bebek mamaları ile besleme yapılması gerekmektedir.

Ek besinlere erken başlanmamasının nedenleri:

  • Erken verilen ek besinlerin, bebeğin anne sütünden tam yararlanmamasına neden olması.
  • Anne sütündeki koruyucu ve gerekli enzimlerin alınamaması.
  • Büyüme açısından bir üstünlüğünün olmaması.
  • İlk aylarda dilin dışarı itme refleksinin güçlü olması.
  • Çiğneme becerisinin 4 aydan önce gelişmemiş olması.
  • Böbrek fonksiyonlarının yeterince gelişmemesi.
  • Sindirim sistemindeki gıdaları parçalayan enzimlerin yeterince salınmaması.
  • Alerjik hastalıkların artmasına yol açması.
  • Başta zatürre ve ishal olmak üzere hastalıkların artmasına yol açması.

    6. ayda artık bebeklerimizin anne sütü dışındaki gıdalarla tanıştırılmaları gerekir. Bu dönemde çocuklarda çok belirgin olarak yetişkin gıdalarına özenme, annenin babanın yediği gıdayı tatma arzusu vardır. Çoğu anne baba bunu “Yerken ağzıma bakıyor, dayanamayıp tattırıyoruz,” şeklinde ifade eder. Bebeğin bu aylarda gösterdiği tepki, merak ve her şeyi ağzına götürme isteği ile alakalıdır. Fakat bu tepki ağzına götürdüğü her şeyin yaşına uygun ve sindirebileceği gıda olduğu anlamına gelmez. Ek gıdalara başlanırken arada tattırma yerine düzenli öğün şeklinde başlanması uygundur. Bu şekilde düzenli bir beslenmede gıdalar saatinde ve yeterli miktarda tüketilir ve ileride oluşacak abur cubur yeme alışkanlığının önüne geçilmiş olur.

    Unutmayalım ki: çocuklar yeme alışkanlıkları dâhil her şeyi ebeveynleri ve onları yetiştiren diğer büyüklerinden öğrenirler. Çocuklardan istediğimiz sağlıklı beslenme alışkanlığını kendimiz benimseyip uygulamazsak çocuğumuzun eğitiminin yetersiz kalacağını bilmemiz gerekir.

    Ek gıdalara başlarken en önemli noktalardan biri de gıdaların faydaları yanında oluşabilecek yan etkilerini de yakın takip etmektir. Bu nedenle gıdalara birkaç çay kaşığı ile başlanıp her gün miktar artırılmalıdır. İlk başlanan gıda mutlaka 4–5 gün üst üste verilmelidir. Bu süre zarfında bebeğin gıdayı sevip sevmediği gözlenir ve alerjik döküntü, ishal, kusma gibi gıdaya karşı oluşabilecek yan etkiler tespit edilir. Bu tür yan etki gözlenen gıdaya 3 hafta ara verilir. 3 hafta sonunda yapılan ikinci denemede gıdayla ilgili benzer yan etkiler gözlenirse gıda 6 ay boyunca diyetten çıkarılır.

    6 ay süresince kilosu üst sınırda seyretmiş bebeklere mümkün olduğunca kalorisi daha az olan gıdalarla başlamak gerekir. Bu amaçla en çok tercih edilen gıdalar meyve ve sebzelerdir. Öte yandan kilosu normal veya alt sınırdan giden bebeklere ise kalorisi daha yüksek olan muhallebi ve tahıllı kaşık mamaları ile başlamakta fayda vardır.

    Günümüzde gelişen teknoloji ile çocuk gıdalarında da ilerlemeler kaydedilmiştir. Kutularda satılan toz mamaların yanı sıra hemen yemeye hazır çok sayıda kavanoz maması bulunmaktadır. Kullanımları kolay olmakla beraber erken dönemde bu tür beslenmeye alışan bebeklerin bir süre sonra ev yemeklerine alışmalarında zorluklar yaşanmaktadır. Tatil dönemlerinde ev dışında yemek hazırlamak zor olduğu için bu tür gıdalar kullanılabilir ama günlük çocuk diyetinde sürekli kullanılması önerilememektedir.

    Bebeğimize yeni bir gıda başlarken mutlaka aç olmasına dikkat etmeliyiz.

    Yeni beslenmiş bir bebek ilerde en seveceği gıdayı bile rahatlıkla reddedebilir.

    Yeni başlanan gıda ile beslendikten sonra hala isteği varsa anne sütü verilebilir.

    Kahvaltı

    Sebze, meyve ve muhallebiyi almaya başlayan bebeğimizin yeni tanışacağı öğün sabah kahvaltısıdır. İçeriği dolayısı ile kalorisi yüksektir. Muhallebide olduğu gibi kahvaltı hazırlanırken de inek sütü kullanılmaması gerekir. Bu dönemde anne sütü sağılabilecek kadar bolsa kahvaltı anne sütü ile hazırlanabilir.

    Anne sütü ya da hazır mama 100 ml

    1 tatlı kaşığı pekmez ya da reçel

    1 tatlı kaşığı zeytinyağı ya da tereyağı

    Yarım kibrit kutusu beyaz peynir

    3–4 adet bisküvi ya da 1 dilim ekmek

    Bebeğimiz kahvaltıya alıştıktan 2–3 hafta sonra yumurta sarısı eklenebilir. Yumurtanın beyazı alerjik olduğu için ilk bir yıl içinde verilmemelidir. Yumurta sarısı verilmeye 1 çay kaşığı ile başlanır ve her gün iki katı arttırılır. Kolesterol içeriği yüksek olduğu için erken dönemde haftada 3–4 yumurta sarısı yeterlidir. 9–12 ay civarında günde 1 yumurta sarısına izin verilir.

    6–12 ay arasında bebeklerin demir gereksinimleri artar. Bu nedenle ek besinlerin içeriğinin demirden zengin olmasına dikkat edilmelidir. Demirden zengin ve demir yararlanımı yüksek besinler sırasıyla karaciğer, kırmızı et, tavuk etinin beyaz olmayan kısımları ve demirle zenginleştirilmiş tahıllı bebek mamalarıdır. Yumurta sarısı ve kuru baklagiller demirden zengin ancak emilimi düşük gıdalardır. Demir emilimi düşük olan bu besinlerin demirinden tam yararlanabilmek için C vitamini açısından zengin domates, turunçgiller, sivri biber ve yeşil yapraklı sebzelerle birlikte tüketilmesine dikkat edilmelidir. Ateş, ishal, solunum yolu enfeksiyonları ve diş çıkarma sırasında iştah azalır, 6–12 ay arasında anne sütü alınması da ek besinlere karşı isteksizlik yaratır. Enfeksiyonların ağır olduğu dönemlerde, sunulan besinlere karşı iştahsızlık gelişmektedir. Bu nedenle yeni bir besine bebek sağlıklı iken başlanmalı ve hasta bebekler daha sık emzirilmelidir. Beslenmede tek düzeliğin çocuğu olumsuz etkilediği bilinmektedir. Besinlerde çeşitliliğin artırılması ile toplam enerji alımının arttığı belirtilmektedir. Genellikle iştahsız ve kendi beslenmesinde seçici davranan anne babaların çocuklarında da benzer davranışlar gözlenmektedir.

    Meyve

    Cam rendede rendelenmiş meyvelerden özellikle elma ve şeftaliyle başlanmalıdır.

    Et

    6–8. aylarda bir tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma, 3–4 adet küçük kuşbaşı et veya derisiz tavuk eti sebze püresi içine eklenebilir.

    Tahıllı Çorbalar

    Çocuğa değişik tatları öğretmek için 7–8. aylarda mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbalarına başlanabilir. Tuz, katı yağ, baharat eklenmemesinde fayda vardır.

    Köfte

    Baharatsız olarak hazırlanmış ızgara köfte veya terbiyeli sebze köfteleri 8- ayda verilebilir.

    Pilav, Makarna ve Dolmalar

    8. aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.

    Su

    Genel olarak 6. aydan sonra bebeklerin hareketleri artar öğün aralarında da sınayabilirler. Bu dönemde bebeğe su teklif edilmelidir. Her bebeğin aldığı anne sütü ve hazır mama miktarları farklı olduğu için içtikleri su miktarları da farklıdır. Diş çıkarma döneminde su ihtiyacı artar.

    Balık (Kılçıksız)

    7–8 aydan sonra öğlen öğünlerinde püre şeklinde et yerine verilebilir. A, D vitamini ve fosfor içerdiği için haftada 1–2 kez yenilmesinde fayda vardır.

    Karaciğer

    8. ayda öğle öğünlerinde et yerine 15 günde bir kez verilebilir. Kuzu, koyun veya daha ciğeri kullanılır. Karaciğer çok az tuzlu suda haşlanır, zarı çıkarılır, püre haline getirilerek sebze içine eklenir.

    Çay

    Besleyici değeri olmayan bu içeceğin çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Aksine diğer gıdaların, özellikle de demirin bağırsaktan emilmesini engelleyerek kansızlığa yol açar.

    Peynir

    Çocuk 1 yaşına girmeden peynir ve yumurtaya başlanmamalıdır.

    1–2 Yaş Arası Çocuğun Beslenmesi

    Bu yaş grubundaki çocukların günlük dengeli olarak et, süt, tahıl, meyve, sebze, yağ ve şeker grubu gıdaları tüketmeleri gerekir. Bu dönemde günlük 450 mg kalsiyum ihtiyacı vardır. 250–300 gr, süt-yoğurt ve bir kibrit kutusu beyaz peynir bu ihtiyacı karşılar. Kemik gelişimi için bu dönemde de D vitaminine ihtiyaç vardır. D vitamini içeren gıdalar yetersiz sayıda olduğu ve kışın güneşten yararlanma şansı az olduğu için bu yaş grubunda da 400 ünite D vitaminine devam etmek gerekir. Demir ihtiyacı bu dönemde de devam etmektedir. Demirden zengin gıdaların C vitamini ile verilmesine dikkat edilmelidir. C vitamini vücutta depolanmadığı için günlük alınmasında fayda vardır. İlk bir yıldan farklı olarak artık inek sütü içilmesine izin vardır. Bu dönemde 1–2 su bardağı yeterli olmaktadır. Fakat bazı bebekler ısrarla daha fazla inek sütü içmek isterler. Bu yaklaşım çocukları tek yönlü beslenmeye ittiği gibi kansızlık, kabızlık gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Bu dönemde yumurta beyazı ve bal da yavaş yavaş diyete eklenebilir.

    Hala anne sütü olan anneler 2 yaşa kadar emzirmeye devam edebilirler. Eğer anne sütü isteği çok yoğunsa ve diğer gıdaların alımını engelliyorsa; C vitamininden zengin gıdalarla besinler sütle hazırlanarak sunulmalı ve zamanla kesilmelidir. Kesme döneminde bebeğin sağlık durumunun yerinde olması gerekmektedir. Aksi takdirde ile ve bebek büyük sıkıntılar yaşayabilir.

    2–5 Yaş Arası (Okul Öncesi) Çocuğun Beslenmesi

    Bu dönemde alınması gereken enerji, protein ve diğer besin öğeleri, genel kanının tersine, bebeklik dönemindeki kadar yüksek (kg başına) değildir. Çünkü bu dönemde büyüme hızları azalmıştır. Zihinsel gelişmeleri çok daha hızlı olduğu için mutlaka dengeli beslenmeleri gerekir. Günlük alınan enerjinin %50–55‘ inin karbonhidrattan , %10–15’ inin proteinden, %30–35’ inin yağlardan gelmesi önemlidir. İki yaşın altında yağ sınırlaması yapılmaz. Bu dönemde anne sütü ya da mama ile beslenen bebeklerde enerjinin %40–50’ si yağlardan gelir. Beş yaşına doğru yağ tüketiminde kısıtlamaya gidilir ve yağdan gelen enerji %30–35’ e düşürülür. 2–5 yaş grubu çocuklarda genelde küçük miktar besinlerle yetinirler. Liften zengin besinler doygunluk hissi yarattığı için, çocukların lifli besinleri fazla tüketmeleri durumunda, enerji açıkları ortaya çıkabilir. Ayrıca liften zengin gıdaların aşırı tüketimi, çocuklar için önemli olan demir, kalsiyum, çinko, bakır, magnezyum gibi önemli minerallerin emilimini olumsuz etkileyebilir. Liften zengin beslenme alışkanlığı olan çocuklarda sık dışkılama problemi olabilir. Bunun yanı sıra kabızlık problemi olan çocuklarda ise lifli gıda ile beslenme çok önemlidir.

    Günde 1–2 orta boy meyve, 1 porsiyon sebze, 4–5 dilim ekmek veya bulgur, makarna vb. tahıllar ve haftada 1–2 kez tüketilen kurubaklagil yemeği günlük lifli gıda ihtiyacını karşılar.

    Yaşla beraber tüm vitaminlerin gereksinimleri artar. A, C, D, G Provitamin en önemli vitaminlerdir. Ancak araştırmalar, alınan vitamin miktarlarının yetersiz olduğunu göstermektedir. 2–5 yaş arasında multi vitamine devam etmek gerekir.

    6–10 Yaş Arası (Okul Dönemi) Çocuğun Beslenmesi

    Okul çocuklarının beslenmesinde, sağlıklı beslenmenin genel ilkeleri geçerlidir. Bunlar;

  • Besinlerde çeşitliliğin sağlanması.
  • Sağlıklı vücut ağırlığının korunması.
  • Nişastalı karbonhidratlar ile liften zengin besinlerin dengeli tüketilmesi.
  • Yağ ve şekerin sınırlandırılması.
  • Vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasıdır.

    Bu dönemde lifli gıda ile beslenme miktarı biraz daha artırılabilir. Yağ oranı ise %10 oranında tutulmalıdır. Beslenme dikkatlice değerlendirildikten sonra yetersiz alımı olan çocuklara vitamin takviyesi yapılmadan önce bir uzmana danışılmalıdır. Gelişi güzel ve fazla miktarda verilen vitaminin de çocuğa zararlı olduğu bilinmektedir.

    Tuz ve yağdan, özellikle de doymuş yağdan zengin, lif ve antioksidan maddelerden fakir beslenme şeklinin kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıklar ve bazı kanser türleri ile yakın ilişkisi olduğu bilinmektedir. Bu tür gıdalar da mümkün olduğunca sınırlı verilmelidir. Birçok hazır besinin içeriğinde bulunan E 123, E 110, E 212, E 330 gibi katkı maddeleri en fazla tartışılanlar arasında yer almaktadır. Katkı maddeleri içeren ya da suni olarak tatlandırılan diyet ürünlerin çocuklar tarafından tüketilmemeleri önerilmektedir.

    Anne Sütüyle Beslenmek

    Niçin Anne Sütüyle Beslenmek?

  • Çünkü anne sütü bebekler için mükemmeldir.
  • Bebekler için gerekli olan tüm besinleri içerir.
  • Bebeğinizin ilk aşısıdır.
  • İlk süt (kolostrum) ishalden, mide bağırsak hastalıklarından, solunum yolu enfeksiyonlarından ve bulaşıcı hastalıklardan korur.
  • Bebeğiniz kolaylıkla sindirebilir.
  • Zihin gelişimini sağlar.
  • Psikolojik gelişiminin sağlıklı olmasını sağlar.
  • Yenidoğan sarılığını engeller.

    Anneye Faydaları:

  • Sizin için hazırlanması en kolay ve en ucuz besindir.
  • Sizi özellikle meme ve rahim kanserine karşı korur.
  • Bebeğinizle zaman geçirmenizi sağlar ve psikolojik doyum kazanırsınız.
  • Sizin eski formunuza kavuşmanızı sağlar.
  • Her zaman sterildir.

    Emzirme

    Göğsünüzün Yapısını Tanıyor Musunuz?

    Sütünüz süt bezlerinden oluşur, kanallara dolar. Bebeğiniz memeyi kahverengi kısmı (areola) ile birlikte emerek doyar.

    Meme ucunuz bazen normal olmayabilir. Bunu hamilelik muayenenizde kontrol ettirmelisiniz ki gerekliyse tedavi edilebilsin.

    Bebeğinizi Nasıl Emzireceğinizi Biliyor Musunuz?

    Bebeğinizin bedeni ve yüzü size dönük olmalıdır. Eğer meme başınızı dudaklarının kenarına dokundurursanız, bebeğiniz ağzını açar. Meme başınızı ve etrafındaki kahverengi bölümü ağız içine iyice yerleştirirseniz bebeğiniz göğsünüzden rahat süt emebilir. Çenesi göğsünüze değmeli ve burnunun açık olmasına da dikkat etmelisiniz.

    Doğumdan sonraki ilk yarım saat içerisinde mutlaka bebeğinizi emzirmelisiniz!

    Size Bebeğinizi Emzirmenizde Yardımcı Olacak Pozisyonlar

    Bebeğinizi göğsünüze doğru yerleştirmelisiniz ki sütünüzü alabilsin. Yanlış yerleştirirseniz sütünüzü alamaz. Hem bebeğiniz beslenmemiş olur hem de sizin göğüs ucunuzda çatlaklar yaralar oluşur.

    Yanınızda Kalmasına İzin Veriniz!

    Bebeğiniz yanınızda kalırsa:
    Sizinle arasındaki bağ daha kolay ve çabuk kurulur.
    Yanınızda kendisini güvenli hisseder ve daha az ağlar.
    Daha sık emzirebilirseniz.
    Emzirme konusunda kendinize güveniniz artar.
    İlk süt (Ağız Sütü) bebeğiniz için çok önemlidir!

    Emzirmeye İstekli Olursanız;

    Sütünüzün gelmesi çabuklaşır. Bebeğiniz daha çabuk büyür ve kilo alır. Kendinizi korumuş olursunuz. Süt kanallarınızın tıkanmasını önlersiniz. Özellikle gece emzirmeyi ihmal etmemelisiniz.

    Onun İçin Süt Oluşturmalısınız!

    Bebeğinizin yeterli beslenebilmesi için süt oluşturmaya devam etmelisiniz. Eğer emerse süt oluşumu devam eder. Eğer onu sizin ya da bebeğinizin sağlığıyla ilgili bir nedenden dolayı emzirmiyorsanız göğsünüzü sağıp sütü içirmelisiniz.

    Göğsünüzü Nasıl Sağacaksınız?

    Başparmağınızla areola’ nın bir tarafına, diğer parmakla öbür tarafına yerleştirip göğüs duvarına doğru içeri bası yapınız.

    Yanlardan da bası yaparak tüm bölümleri boşaltınız.

    Parmaklarınızla meme başı ve areola’ nın arkasında bası yapmalısınız.

    İsterseniz Anne Sütünü Saklayabilirsiniz!

    Sağdığınız sütü:

    Oda sıcaklığında (+20 derece) 1–2 saat,

    Buzdolabında (+4 derece) 24–48 saat,

    Ayrı kapaklı dondurucuda 3–4 ay,

    Derin dondurucuda (-18 derece) 6 ay, saklayabilirsiniz.

    Babalara da Görevler Düşüyor!

    Bebeğinizin anne sütüyle beslenmesi ve emzirilmesi konusunda annelere yardımcı olmalısınız. Annelerin size ihtiyacı var!

    6. aya kadar sadece anne sütü verilmelidir. 6. ayda ek gıdalara başlayabilirsiniz!