OBEZ OLARAK YAŞAMAK KADERİNİZ OLMAMALI
Şişmanlık günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Özellikle batı toplumlarında ve özellikle de ABD de çok yaygın olan şişmanlık vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olduğunda hastalık (morbit obesite) olarak kabul edilmektedir. Ülkemizde ve daha sağlıklı beslenen Akdeniz ülkelerinde görülme sıklığı daha az olsa da giderek artmakta gelecek 20 yıl içinde şişmanlığın dünyanın en önemli sağlık sorunu olacağı ön görülmektedir. Şişmanlığın oluşumunda kalıtımsal, hormonal, davranışsal, çevresel ve kültürel etkenler önemlidir. Şişman insanlarda yüksek tansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, eklem hastalıkları, uyku apne sendromu, safra kesesi taşları, inme ve kanser (rahim, rahim ağzı, prostat, kalın barsak, meme ve safra kesesi) oranı belirgin şekilde artmaktadır.

Günümüzde ABD de 6 milyon insan hastalık derecesinde şişman, 100 milyon ise şişman olarak nitelendirilmektedir. Her yıl yaklaşık 400 bin Amerikalı şişmanlık nedeni ile ortalamadan erken ölmektedir ve yakın zamanda önlenebilir ölüm nedenleri içinde sigarayı geçip birinci sıraya oturması beklenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre normal kilosundan fazla olan insanların oranı ABD de %65, Avustralya da %59, Rusya da %54, İngiltere de %51, Brezilya da %36 ve Çin de %15’dir.

Şişmanlık sağıltımında diyet, yemek alışkanlıklarının değiştirilmesi, spor ve ilaçlar kullanılmaktadır ancak, hastalık derecesinde ki şişmanlıkta bu önlemlere ve ilaç kullanımına rağmen hastaların %95 ila 97’si verdikleri kiloları geri almakta ve kullanılan ilaçların (uyarıcı ve iştah kesiciler, antidepresanlar ve yağ emilimini kısıtlayan ilaçlar) önemli yan etkileri görülmektedir. Hastaların çok büyük kısmı uzun süre diyet ve hayat şekli değişikliklerini sürdürememektedir. Bu nedenle şişmanlığın sağıltımında girişimsel yöntemler kullanılmaya başlanmış uzun dönemde çok etkili oldukları kanıtlanması ile birlikte obesite cerrahisinde bir patlama yaşanmış ABD de 1990’lar başında yılda 16000 şişmanlık operasyonu yapılırken bu sayı 2003 de 103000 e çıkmıştır.

GİRİŞİMSEL YÖNTEMLER

Balon Uygulaması

Mide balonu uygulaması ileri derece de şişman insanlarda operasyon hazırlığı ya da operasyon gerekliliği olmayan ancak, medikal yollarla zayıflama sağlanamayan hastalarda uygulanabilecek etkili ancak, geçici bir yöntemdir. Endoskopik olarak uygulanmakta hasta aynı gün evine gitmektedir. Yaklaşık 6 ay sonra yine endoskopik olarak çıkartılmakta ve ortalama 20 – 30 kg zayıflama görülmektedir. Operasyon gerektirmemesi nedeni ile uygun kişilerde önerilen etkili bir yöntemdir. Hastanemizde 15 dk gibi kısa bir sürede yapılmaktadır.

Şişmanlık Operasyonları

Şişmanlığın cerrahi tedavisi uzun dönemde etkinliği kanıtlanmış tek yöntemdir. Amerikan ulusal sağlık enstitüsü 1991 den bu yana medikal yöntemle kilo veremeyen uygun hastalarda cerrahi yöntemleri önermektedir. Vücut kitle endeksi (VKİ) 40’ın üzerinde olan VKİ si 35 ve beraberinde şişmanlığa bağlı diyabet, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, uyku apnesi, eklem hastalığı olan medikal yaklaşımlardan fayda görmemiş hastalarda önerilmektedir.

Genel olarak cerrahide kısıtlayıcı ya da gıda emilimini azaltıcı yöntemler uygulanmaktadır. En sık uygulanan operasyonlar laparoskopik mide bantı, laparoskopik by – pass ve biliopankreatik diversiyon olarak adlandırılan operasyondur.

Hastanemizde laparoskopik mide bantı by-pass uygulanmaktadır.

Laparoskopik bant uygulanması yaklaşık 10 yıldır uygulanmaktadır. Hastaların %80 ila 90’nın da uzun dönemde fazla kiloların %65 ila 75 ‘i verilmektedir. Hastalar normal şartlarda hastanede 2 gün kalmakta ve sonrasında 5 – 7 gün içinde normal yaşama dönmektedir. Operasyonun laparoskopik olması nedeni ile şişmanlığa bağlı gelişebilecek komplikasyonlar önemli ölçüde azalmakta ve normal yaşama geçiş hızlanmaktadır. Mide girişine yerleştirilen silikon bant yoluyla gıda alımı kısıtlanmakta ve yaratılan küçük cep ile doygunluk hissi uzun süre korunmaktadır. Cilt altına yerleştirilen bir mekanizma yolu ile bant darlığı ayarlanabilir ve uzun dönemde kilo vermenin sürmesi sağlanır.

Laparoskopik by-pass yönteminde ise hem kısıtlayıcı hem de emilimi azaltıcı bir yöntem uygulanır. Sindirim sistemi anatomisinde kalıcı değişiklik yaratmaktadır. Uzun dönemde banta göre kilo kaybının korunmasında görece daha etkili olduğu gösterilmiştir. Operasyon süresi ve hastanede kalış banta göre daha uzundur. Hastaların 5 gün hastanede kalması gereklidir.

OBEZİTEYİ ÖNLEMEK ve TEDAVİ ETMEK MÜMKÜN MÜ?

Obezite tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşam tarzının, beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının hızla değişiminden dolayı önemli bir sağlık sorunu olmaya başlayan ve sıklığı gün gittikçe artan bir sorundur.

Diyabet ve prediyabetle ilişkili bozulmuş glikoz metabolizması, koroner arter hastalıkları, hipertansiyon, serebrovasküler olaylar, çeşitli kanser türleri, uyku-apne sendromu, sonunda akciğer sirozuna kadar varabilen non-alkolik karaciğer yağlanması, gastro özofageal, reflü hastalığı ve depresyon gibi pek çok rahatsızlığın en önemli risk faktörlerinin başında obezite gelmektedir.

Ülkemizde obezite sıklığı TURDEP’e göre %22,3 bulunmuş ve kadınlarda obezitenin erkeklerden 2,3 kat yüksek olduğu saptanmıştır. Türkiye’de 6,3 milyonu kadın ve 2,6 milyonu erkek olmak üzere toplam 8,9 milyon obez bireyin yaşadığını gösteren veriler vardır. Çeşitli toplumlarda yapılmış çalışmalarda obezitenin tip 2 diyabet gelişimini belirleyebileceği gösterilmiştir. Tüm nedenlere bağlı ölüm riski vücut-kitle indeksi değerine paralel olarak yükselir.

Obezite tedavisi tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi ve koroner arter hastalığının önlenmesinde etkili bir yaklaşımdır. 10 kg kadar zayıflama ile tüm nedenlere bağlı mortalite önemli oranlarda azalır.

Obezitenin yüksek morbidite ve mortalitesi nedeni ile üretim kaybına etkisi ile birlikte toplam ekonomik yükü yılda 100 milyar dolar civarındadır. Bu nedenle toplumda zayıf olmanın önemi artmıştır. Gelişmiş ülkelerde yetişkinlerin %40 ‘ı hayatlarının belirli dönemlerinde kilo verme eğilimi içinde olmuştur.

Bu da diyet endüstrisine harcanan 30 milyar dolar demektir.

Bu sebeplerden dolayı dünya sağlık örgütü (DSÖ) tüm toplumlarda obezitenin önlenmesini koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında birincil hedef olarak almakta ve risk grubuna göre üç aşamalı olarak değerlendirmektedir.

Öte yandan kilo fazlası veya obezitesi olan kişilerde tedavi ilkeleri;

• Mutlak kilo kaybı sağlamak,
• Eşlik eden risk faktörlerini azaltmak,
• Psikososyal riskleri dikkate almak ve sürekli ama az kilo kaybının önemli olduğunu kavramaktan ibarettir.

Sonuç olarak obeziteyi önlemek ve tedavi etmek mümkündür. Bunun için bireye has multidisipliner yaklaşımlar önerilmektedir. Gelecek nesillerin korunması için bu konuda bilinçlenmek ve önem almak gereklidir.